SEZEN
''Yıldızların
geceye küstüğü bir kış gecesi düştüm yollara, zor kaçtım o evden. Düşünemedim
ne yapacağımı ilk başta. Sadece atıverdim sokağa kendimi. Fütursuzca koştum. Önüme, arkama, sağıma,
soluma bakmadan koştum. Önüme kırk yaşlarında bir teyze çıktı aniden. ''
Dur kızım bu ne acele? Biri mi kovalıyor yoksa? '' diye durdurdu beni. O kadar
korkuyordum ki çenem kitlendi, sadece bakakaldım.
'' Konuşsana kızım dilini mi yuttun? '' dedi bana. Koluma girdi.
'' Korkma, gel hele şöyle bir soluklan .'' dedi. Beni küçük bir eve götürdü.
Teyze güvenilir mi değil mi onu bile bilmiyordum. Halet-i ruhiyem ne olacaksa
olsundu artık. Eve girer girmez bana bir çift terlik bir de kalın iplikten örme
yelek verdi daha sonra ise:
'' Bu soğukta sokaklarda koştura ne yapıyorsun kızım? Ayrıca bu
üstün başın neden bu kadar ince hasta olacaksın. '' dedi bana. Şaşırdım. Annem
bile bu kadar düşmüyordu üstüme. Ama ben kalbimin ateşinden vücudumun ısısını
düşünemiyordum bile. Adını bilmediğim teyze bana bir oda gösterdi ve bu gece
burada dinlenmemi yarın sabah bir hal çaresine bakacağımızı söyledi ben
de yaklaşık altı saatimi boş duvarı izleyerek geçirdim. Gece 02.00
sularında uykuya dalmıştım.
***
Sabah kalktığımda önce nerede olduğumu idrak edemedim. O lanet
geceden hatırladığım tek şey o adamdan yine dayak yediğimdi. Sebebi ise çorbaya
tuzu biraz fazla koymuştum. Babam beni ısrarla okutmuyor, annemde on üçümde ‘’koca’’
dedikleri adama vermişti beni. Çocukluğum
oyuncakla değil, oyuncak gibi geçiyordu.
Bu olaylar yaşandığında henüz on beş yaşında idim. O gece dayak
yedikten sonra -ki bu ilk dayak yiyişim değildi.- artık canıma tak etmişti. ''
Sen kimsin de bana vuruyorsun be haydut! '' diye bağırıvermiştim çocuk çığlığımla.
Önce bana küçümser gibi bakmış sonra bir tokat daha patlatmıştı ben bağırmaya
başlayınca silahını eline almış tam tetiği çekecekken masada duran vazoyu
kafasına geçiriverdim, olayın şokunu atlatamadan sokağa atıverdim kendimi.
Ve kendimi buldum bu küçük ama kendimi baba evinden bile daha
güvende hissettiğim evde.
**
Bu olanları ince ayrıntısına kadar hatırladıktan sonra suratım
ekşidi. Artık ağlayamıyordum bile. Göz
pınarlarım suları kesik çeşme gibiydi, akmasını istiyorsun fakat bir damla bile
gelmiyordu.
Saate baktığımda 07.00 olmak üzereydi. Adını bile bilmediğim
teyze yanıma gelmişti. '' Günaydın kızım iyi misin? '' dedi. İyiyim
diyemedim sadece teşekkür ettim.
'' Yavrum ne oldu sana böyle? Nasıl geldin bu hale? Baban mı dövdü
yoksa? '' Baban mı dövdü sorusunu duyunca kalbim sızladı ilk başta keşke
yaramazlık yapsaydım da babam dövseydi. Kocam dövdü desem inanacak mıydı? Bana
acıyacak mıydı? Anlatmalı mıydım olanları? Ya duyarsa anlattıklarımı da gelip
beni öldürürse? Ne olacaksa olsundu artık canlı öldürülen
insanın bedenen ölmesi çok da bir şey fark etmezdi. Adını bilmediğim teyze anlamış
olacak '' Kızım yoksa seni evlendirdiler mi? Kocan denecek şerefsiz mi yaptı
bunu sana? ''deyiverdi bana. Utandım.
'' Kaç yaşındasın sen? '' diye sordu. On beş dedim. Suratı bana
acıyan bir hal aldı. Haklıydı da. ''Senden bir şey isteyebilir miyim teyze? ''
diye sordum. ''
Bana güzel çorba yapmayı öğretir misin? ''.
***
'' Okula gitmen gerekiyor senin okuman gerekiyor. Seni okutacağım.
Bak benim çocuğum yok sana sahip çıkarım. İster misin okumak? Ne olmak
istiyorsun büyüyünce söyle bakalım? ''
Afalladım tabii önce '' Bana anne ol diyorlar. Ama ben yazar olmak
istiyorum . Bir sürü kız görüyorum yolda ellerinde kitaplar yürüyorlar. Ne
yazıyor onların içerisinde bilmek istiyorum. Televizyonda görüyorum bazı
yazarlar kitaplarını tanıtıyorlar ben de istiyorum kendi dünyamı tanıtmak. ''
dedim. Ama evi kim çekip çevirecekti,
ütü, çamaşır, bulaşık kim yapacaktı bunları ben okursam?
'' Sen kızsın istersen her şeyi yaparsın. Bak ben tır şoförüyüm.
Kadınım ve evet şoförlük yapabiliyorum. '' Yüzümde ki şaşkınlığı anlamış olacak.
'' Kadın isterse istediği her şeyi yapar. '' dedi.
Adını öğrenmiştim artık Azize Teyze. Hayatımın dönüm noktasını
bana sunan aziz insan. Beni okuttu büyüttü ve bu yerlere getirdi. Ruhu şad olsun. '' dedi Sezen DUYAR hayat hikayesinden
çok etkilendik. Günümüzde onun gibi başarılı ve yaşamış yazarlara çok ihtiyaç
vardı.
***
Bugün hava daha soğuktu, yıldızların aya küstüğü geceden.
Eşim Sami'yle çocuğumuz olmuyordu o yüzden ayrı bir etki
bırakmıştı üzerimizde. Sami kahveleri almış yanıma geliyordu. Birlikte
fakülteden ayrıldık. Hava çok soğuktu birlikte kitapçıya gitmeye karar verdik.
Tam yolda giderken elbisesi yırtık pırtık, üstü başı kir pas içinde ama gözlerinde
ki ziya - çocukluğundan olsa gerek- sönmemiş küçük bir kız çocuğu koşuyordu fütursuzca,
önüne arkasına, sağına soluna bakmadan. Korkuyordu belli. Sami bana döndü,
sadece birbirimize bakıp gülümsedik. Ve bir Sezen daha dünyaya geldi. Ve daha
nice Sezenler.
*İREM ASLAN